Kabul Ve Red - Çiler Karataş

Kabul Ve Red


Hayatın kendisine baktığımızda her şeyin onun içinde yer bulduğunu görmekteyiz. Biz iyi diyelim, kötü diyelim, hoşlanalım ya da hoşlanmayalım yaşam denen bu oyun sahnesi her şeyi kabul etmiş durumdadır. Savaşlar, şiddet, nefret, öfke, iyi veya kötü denilen her şey bu sahnede yer buluyorsa şayet varoluşta farklı bir mekanizma işliyor demektir. 
     Toprak, gökyüzü, sular ve varoluş hem katili, hem gaddarı, hem hırsızı hem de bunlardan uzak olanları herkesi ve her şeyi var etmektedir. Hava oksijeni herkesle paylaşır. Nehirler, "ona giden dost mu düşman mı, iyi mi kötü mü, amacı nedir?" düşünmez herkese su verir. Ama sıra insana geldiğinde bu hiç de böyle olmaz. Çünkü insan ayrım yapar. Koşul koyar ve her şeyi kabullenmez her şeyi var edemez. Bazı şeyleri ise yok eder. Yok etmek derken ille de filli bir şey yapmak gerekmez. Bir insana bir olguya içinizde nefret duymak, onu yok saymak, reddetmek de bir nevi bu anlama gelir. Ama insan için bu gayet normal görülmektedir. Hiçbir insan bunda bir tuhaflık görmez. Örneğin bir katili, gaddarı sevmek de ne demektir.  Nefret eden her zaman nefret edilenin nefreti hak ettiğini düşünür. İşte bu en büyük illüzyondur. Çünkü insanoğlunun tek hak ettiği şey koşulsuz sevgidir. Tabii ki nefret eden buna itiraz edecektir çünkü hissettiği nefret ona son derece doğal bir duygu olarak gelir. Bazen insanlar aptal, fanatik, despot, egoist, korkak, ikiyüzlü, midesiz, kibirli, açgözlü vb. insanlardan nefret eder ve onların bu nefreti hak ettiklerini düşünürler. 
     Peki, bu varoluşsal ve doğal gerçek olsaydı varoluşsal düzeyde ve doğal düzeyde de böyle olması gerekmez miydi? Biz doğadan ve varoluştan daha mı akıllıyız veya daha mı üstünüz? Doğaya ve varoluşa baktığımız mükemmel bir dinamik görmekteyiz ve kimse bunu bozamaz. Her ne yapılırsa yapılsın varoluş kendi dengesini bulmaktadır. Bir tarafa bu mükemmel sistemi ve bir tarafa kendi halimizi koyup bakarsak gerçekler oldukça net görülecektir. İnsan sistemi bitmeyen bir sorunlar silsilesinden ibaret iken doğa ve varoluş ise oldukça güçlü ve sorunsuzdur. Demek ki tutumsal olarak biz de bir sapma olmuştur. Çünkü biz de aslında doğanın bir parçasıyız aslında bizim dinamiklerimiz de doğanın yansımasıdır. Ama biz doğaya karşı çıkınca her şeyi bozmuş hale geldik ve bir anlamda kendi bindiğimiz dalı kesmiş olduk. Şu an ise insanlık olarak bitmeyen sorunlarla boğuşuyoruz.
     Genel yaşam içinde insan herkesi ve her şeyi “iyi” ve “kötü” olarak fişlerken, varoluş nimetlerini hem iyilerin hem de kötülerin üzerine ayrım yapmadan yağdırmaktadır. Demek ki varoluş başıboş zihnin ürettiği “iyi” ve “kötü” kavramlarını tanımıyor ve tanımak da istemiyor.
    Öte yandan insan buna karşı koyabilir ama sadece şuna bakın bu iyi ve kötü ayrımları ve bu çabaların kime ne faydası var?  Evet, öfkeleniyoruz, bir şeyleri reddediyoruz ve bu reddediş aslında içimizde başlıyor aslında biz reddedişe kendimizi reddederek başlıyoruz sonra herkesi ve her şeyi reddediyoruz. Peki, şu yaşınıza kadar kaç sene yaşadı iseniz kendi hayatınızda şuna bakın bir sürü şeyi reddettiniz ve etmeye devam ediyorsunuz, bu reddediş size ne kazandırdı? Stres, bölünme, bastırma, iç savaş, iç çatışma, mutsuzluk, üzüntü dışında olumsuz şeyler dışında hiçbir şey bulamayacaksınız. İşte o yüzden zekâ gözüyle bakmak önemlidir. Çözüm ise bunların ötesine geçmektir. Yani ne kabul et ne de reddet, sadece akışta ol, mutlu ol. Zira reddetmek veya kabul etmek bir bölünmeye neden olacak ve bütünlük bozulacaktır. Lakin herkes ya reddetmeye ya da kabul etmeye alışmıştır. İşte sizlere yepyeni bir yol: Ne reddet ne de kabul et, sadece akış et, akışta kendini bütünlet!
    Tabi söylemesi, yazması veya konuşması kolaydır. Asıl gelelim olayın gerçekleştirilmesine. Bunu nasıl yapabiliriz? Oturduğumuz yerden olabilecek bir şey değildir bu. Her şeye bir yol gerekir ve bir araç gerekir. İşte burada Dünya Değişim Akademisi'nde bu değişimin gerçekleşmesi için gereken yol, bilgelik ve araçlar sunulmaktadır. Şu an bahsi geçen konuda ise "Dualiteyi Aşma Sanatı" tam isabet olacaktır.
    İnsan bütünsel bir varlıktır. Yani bedensel, zihinsel, duygusal ve ruhsal boyutları birlikte taşıyan bir varlıktır insan. Dolayısıyla insanı ele alacaksak tüm bu boyutları birlikte ele alacak bir metoda ihtiyacımız vardır. Yani birini dışarda bırakan bir yöntem kesinlikle gerçek çözüme ulaştırmayacaktır. Çünkü insanın yaşadığı tüm sorunlarda insan varlığının tüm boyutları işin içindedir. Dünya Değişim Akademisi’nde uygulanan değişim çalışmalarında da bütünsel bir yaklaşım sunulmaktadır. Programlar 8 çalışmadan oluşmakta ve her programda konuya özel olarak hazırlanmış bilgi ve tekniklerle tam nokta atışı uygulamalar yapılmaktadır. Nefes, hareket, zihin, farkındalık ve bilgeliği bir araya getiren bu eşsiz programlar sorun her ne ise tam o noktada muazzam kazanımlar sağlamaktadır.
  Öte yanda olayı daha da ilerletebilir, siz kendiniz de bir Değişim Uzmanı olabilirsiniz. Bunun için de Dünya Değişim Akademisi ve Yeni Yüzyıl Üniversitesi Sürekli Eğitim Merkezi (YENİSEM) iş birliği ile hazırlanan Değişim Uzmanlığı Eğitim programlarına katılabilirsiniz. Eğitim, 8 gün her gün 2 saat olmak üzere toplam 16 saatten oluşmakta. Eğitime katılarak siz de uluslararası geçerliliği olan Değişim Uzmanlığı sertifikasına sahip olabilirsiniz. En yakın Değişim Uzmanlığı Eğitimi Programı ise 4-11 Nisan tarihlerinde gerçekleşecektir. Eğitime katılarak Değişim Uzmanı olabilir hem kendinizi hem de tüm dünyayı değiştirebilirsiniz.
Çünkü her şey bireyle başar;
KENDİNİ DEĞİŞTİR DÜNYAN DEĞİŞSİN, DÜNYANI DEĞİŞTİR DÜNYA DEĞİŞSİN!
 

cilerr@gmail.com

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
21May

GÜVEN VE TEKÂMÜL

29Mar

Kabul Ve Red

02Ara

Barış İçin Değişim

25Ekm
22Eyl

Değer Ve Değersizlik